30’lu yaşlarını sürmekte olan Brandon, yaşadığı New York kentinde kendisine cinsellik merkezli bir yaşam kurmuştur. Kız kardeşi Sissy’nin yanına taşınmasıyla birlikte, bu yaşam rutini sekteye uğrayacak, özel yaşamının korunaklı duvarları yıkılmaya başlayacaktır. İlk filmi “Hunger”la büyük beğeni toplayan yönetmen Steve McQueen, yeni filminde de Michael Fassbender’le birlikte çalışıyor. Bu sefer her türlü bağlılıktan kaçınan, bedensel tutkularının peşinde koşan bir adamın hikâyesini anlatan McQueen, modern kent yaşamı ve bağlanma korkusu üzerine son derece etkileyici bir film ortaya çıkarmış.
Albert, Birinci Dünya Savaşı sırasında çok sevdiği atının süvari birliğine alınması üzerine, askere yazılmaya karar verir. Albert’ın atı, savaşın farklı cephelerinde çıktığı uzun yolculukta hayatına girdiği her insanın yaşamını etkilemektedir. Albert’ın yegâne arzusu ise, atını bir kez daha görebilmektir. “Savaş Atı”, Steven Spielberg’ün Broadway’de aynı adla sergilenen bir tiyatro oyunundan uyarladığı bir film. Savaşın anlamsızlığı üzerine epik bir öykü anlatma derdindeki filmin bu konuda pek başarılı olduğu söylenemez. Büyük bütçeli Hollywood yapımlarının son örneği olan “Savaş Atı”, iflah olmaz Spielberg hayranlarına hitap ediyor.
İnsanlar, en sonunda vampirler ve kurt adamların dünya üzerinde var oldukların öğrenmiş ve bu iki ırkı yok etmeye karar vermiştir. Bu zorlu savaşta insanların karşısındaki düşmanlar da son derece zorludur. Yıllarca hapis tutulan vampir Selene, bu ölüm kalım savaşında insanlığa karşı direnişin başına geçecektir. “Karanlıklar Ülkesi: Uyanış”, “Karanlıklar Ülkesi” serisinin dördüncü filmi. Bu sefer yönetmen koltuğunda iki İsveçli oturuyor. “Karanlıklar Ülkesi: Uyanış”, serinin bir önceki filmi “Karanlıklar Ülkesi: Lycanların Yükselişi”nin kaldığı yerden hikâyeyi devam ettiriyor. Bu bölümün üç boyutlu olarak gösterime gireceğini de hatırlatalım.