ANA SAYFA   Tiyatro
Kritik
Aslında sahne de bir kutu...
 
Barış Yıldırım
 
Yankowitz'in oyunu kurarken yaslandığı organize edici ilke; 26 harflik İngilizce alfabeye göre A’dan Z’ye giden 'kısım'lar (fragmanlar/sahneler) içinde toplumdaki çeşitli tip, durum ve sorunların resmi geçidini yapmak. Bunu yaparken de hepsi gag'lerle örülü çeşitli ve tutarlılık kaygısı gütmeyen sahnesel araçlar kullanmak. Bu araçlar arasında danslar, şarkılar, sözsüz oyunlar, ikili ve çoklu diyaloglar, skeçler, monologlar ve tiratların yanı sıra Brechtyen bir tarzda kullanılan şarkılar, kendini takdimler ve başkasını serimlemeler de var.
Sizin için Seçtik
Dormen’in 'Kantocu’su Ankara’da
Haldun Dormen’in 2007 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelediği “Kantocu” oyunu Ankara DT’de. Cumhuriyetin hemen öncesinde Bursa’daki bir çadır tiyatrosundan İstanbul’a “transfer” olan kantocu Verjin’in yitirdiği “Mustafa Kemalci” Cemil’le aşkı. Verjin aslında sahneye Müslümanların çıkması yasak olduğu için bir Ermeni adı almış Bihter’dir ve Cemil’le vuslatının önünde türlü engeller vardır. Kanto, Latin dillerinde “şarkı” anlamına gelse de özel olarak İstanbul’da 19. yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkan danslı bir şarkı türüne işaret ediyor.
Altı Yazar, 'Üç Yönetmen, Üç Oyun'
10 dakikalık oyunlar ülkemizde fazla tanınmasa da özellikle Amerika’da önemli bir tür oluşturuyorlar. Bu türün avantajlarından biri de, kısa film gösterimlerinde olduğu gibi, seyircinin 5-6 oyundan oluşan bir bukette sevebileceği oyunlara rastlama olasılığının yüksekliği. Ankara DT, 10 dakikalık oyun türü kadar kısa olmasa da yarım saatle bir saat arasında uzanan üç oyunu üç yönetmen tarafından sahneye taşımış. Üstelik sinemacı Coen biraderlerin modern sonrası oyunu “Bekleyiş”, Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi”nden oyunlaştırılan “Köroğlu’nun Meydana Çıkışı” ile John Steinbeck ve Boris Vian’ın öykülerinden uyarlanan “Karıncalar” gibi geniş bir üslup ve tür yelpazesine dayanan metinler bunlar.
Musahipzade’den 'Kafes Arkasında'
Musahipzade Celal, II. Meşrutiyet döneminden cumhuriyete uzanan süreçte tiyatro edebiyatına sistemli katkı yapan ilk yazarlarımızdan. “İstanbul Efendisi” oyunu daha sıklıkla sergilense de yazdığı onlarca oyundan biri de Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki toplumsal yozlaşmaları konu aldığı “Kafes Arkasında”. 1928’de yazılan ve ilk kez aynı yıllarda sahnelenen oyun, Musahipzade’nin de yaslandığı geleneksel tiyatro unsurlarını rejilerinde kullanan Münir Canar tarafından sergileniyor.